İbradı

 İBRADI İLÇESİ

  

   

 Antalya’nın 166 km doğusunda ve Akseki ilçesinin 27km batısında yer alan İbradı denizden 1.050 yükseklikte, dağlar arasına sıkışmış gibi duran güzel bir yayladır. 205.1990 Yılında ilçe olan İbradı’ da yaz aylarında gündüz ortalama sıcaklık 25-30. geceleri ise 10-15 derece arasındadır. Ancak havanın nemsiz olması, en sıca günde bile insan rahatsız olmaz. ormancılık, bağcılık ve hayvancılık önemli bir geçim kaynağıdır.

   İbradı’nın üzümü, pekmezi, balı ünlüdür. Üzüm çeşitlerinden Çavuş, Dimli Büzgülü, Beyaz Üzüm, Deve Gözü, Gelin Parmağı en ünlüleridir. Bu nedenle, Ibradı’da her yıl eylül ayının ilk haftasında Üzüm Bayramı yapılır ve bir “Üzüm Güzeli” seçilir. İbradı’da yaşayan 4 bin kişilik nüfusun yarısından fazlasını hayvancılık, bağcılık ve tarımla geçimini temin eden insanlar meydana getirir. Bunlardan hayvancılıkla geçimini sağlayanlar, yaz aylarında 1.200 - 1500 metre yükseklerdeki Elmaağacı, Sülek Sütleğen ve Söbüce Yaylalarına çıkarak hayvanlarını otlatırlar. Bu yaylaların er belirgin özelliği ormanlarının çam ağaçlarından başka Ardıç ve Sedir ağaçları Kaplı olmasıdır.

   Kardelen bitkisi İbradı ile adeta özdeşleşmiştir. kekik, dağ çayı ve kuzu göbeği olarak adlandırılan bir mantar türünün doğadan toplanıp satılması da Ibradı’nın ekonomisinde büyük bir yer tutar. Her bir kaç kilometrede bir yer yüzünden Kayalardan fışkıran suları buz gibi pınarlar, bu yöreye ve insanlarına hayat verir Bölgede alüminyum, cıva, krom ve manganez madeni yatakları vardır. İbradı ayrıca Osmanlı Devrinde kadı yetiştiren bir belde olarak da ün yapmıştır. İbradı adının “ıradı’ sözcüğünden geldiği sanılmakla birlikte eski Osmanlıca’da soğukluk, “soğutma” anlamına gelen “lbrad” sözcüğünden geldiği ibradı’nın bir yayla kenti olması nedeniyle akla daha yakındır. lbra sözcüğü, Luwi/Pelasgos dilinde Bol su, Gür Su” anlamına gelen Abra/Ebra İbra-(a)da, Gür-sulu kelimelerinden türediği sanılmaktadır.

 
TARİHİ:

Eski antik bölgelerden Pisidya Bölgesi sınırları içinde kalan İbradı’nın ne zaman kurulduğu konusunda bilgiler yeterli değilse de, İbradı, Antik Melas (bugün Manavgat Çayının) Irmağının kaynağına yakın olan dağlık bir yörede yer almaktadır. Hititliler Beyşehir’den Akseki’ye kadar uzanan yörede birçok yerleşim yerleri Kurmuşlardı. Grek ve Roma dönemlerinde de, yörenin önemli noktalarında kuleler ve Kaleler inşa etmişlerdi.

   Örneğin ilçe merkezine 3km uzaklıktaki Ormana’da Erymna; daha güneyde Cotenna (Gödene) ve İbradı’nın bir mahallesi olan ve ilçe merkezine 12km uzaklıktaki Çukurviran ve Soğukoluk’ta, Kayadibi denilen yerde, birçok Roma Devri kalıntılarının bulunması, bu yörenin çok eski devirlerden beri iskan edildiğini göstermektedir. Bunlardan başka İbradı çevresinde ismi henüz belirlenemeyen antik devre ait, iki kent kalıntısı daha vardır. Ayrıca İbradı’nın kuzeyinde Kesikbel mevkiindeki Kervansaray kalıntıları, bu yörenin Selçuklu devrinde de, bir ticaret yolu üzerinde yer aldığını kanıtlamaktadır.

    Antik devir kentlerini içeren haritalarda bu yöredeki Etenna (lvgal), Gotenna (Gödene), Erymna (Ormana) adlarında üç kent devletinin varlığından söz edilmektedir. Bu kentlerden Akseki’ye, patika yollar vardı ve bu eski üç kent devletinin limanı Akdeniz kıyısında yer alan Side idi. Alara ve Alanya ise Side ye göre ikinci derecede önemli limanlardı. 10 334’de Büyük İskender’in Anadolu’nun batı kıyısı boyunca Kemer’in güneyindeki Phaselis antik kenti yönünden ilerleyerek, Perge ve Aspendos kentlerini yönetimi altına aldıktan sonra, Side üzerine yürüdüğü, Etenna, Gotenna ve Erymna kentleri halkının İskender’in ordusunun gücünü öğrendikten sonra, Side’ye heyetler göndererek, İskender’in yönetimini kabul ettikleri bilinmektedir. Bu dönemde İbradı Bölgesi Side, Aspendos ve Perge ile birlikte Makedonyalı komutanların yönetimi altına girmiş; bu istiladan sonra lbradı Yöresi, 223-212 yılları arasında Pers yönetimi altında kalmıştır. 

Romalılar döneminde İbradı ve Ormana bölgesinde geniş sedir ormanları bulunduğu, bunların Roma İmparatoru Marc Antonius tarafından Kleopatra’ya armağan olarak verildiği ve bu bölge ormanlarındaki sedir ağaçlarının bu devirde büyük ölçüde tahrip edildiği, antik kaynaklarda söz konusu edilmektedir. Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasından sonra, gerek Mısırlılar, gerek Kıbrıs Kralı Piyer, özellikle kereste ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bu yöreyi ellerine geçirmeye çalışmışlar, ancak yörenin sarp olması onların bu emellerini engellemiştir. 


   Roma’nın çöküşü sonunda yavaş yavaş ekonomik önemini yitiren Side antik kenti, 7-8. yüzyıllarda Arap donanmasının saldırıları ile karşı karşıya kalmıştı. İşte bu yıllarda Akseki ve yöresinde bulunan bu küçük kentler de kendilerini, Araplara karşı Side ile birlikte savaşmak zorunda hissetmişlerdi. Bu dönemde Arap akınları ancak, Erymna, Etenna ve Gotenna kentlerini etkilemiştir. Bu akınlar sırasında tamamen yakılıp yıkılan Side kenti halkının bir bölümü, bugünkü Antalya kentine, diğer bir bölümü ise, gerek Arap akınlarından, gerek sıtma salgınından korunmak gayesi ile, Akseki ve Ibradı yörelerine göç etmek zorunda kalmışlardı. Bu dönemde İbradı ve Ormana yöresine göç edenler arasında, Türkmenler de bulunmaktaydı.

 
  Pisidya bölgesinde Termessos kentini kuran Solymler’in, bu dağlık yöreye de girdikleri bilinmekte ise de, bu kent devletleri ile ilişkileri saptanamamıştır. Ancak Çukurviran’da görünen bir anıtmezarın Termessos’taki anıtmezarlarla büyük bir benzerlik göstermesi dikkat çekicidir. 
13.Yüzyılda İbradı yöresi Selçukluların eline geçti. Antalya’daki Selçuklu Emin, bölgenin güvenliğini sağladı. İzzeddin Keykavus döneminde Uçta görevlendirilen Mehmet Bey’in başkaldırması, bölgeyi ve bu arada lbradı yöresini de önemli biçimde etkiledi. Selçuklu Devleti dağılmaya başladığında 1297 yılında Karamanoğlu Mehmet Bey.İbradı’yı kendi topraklarına kattı. Antalya’da Olcayto Han adına basılan paraların İbradı ve Ormana’da kullanılması, 1316’da bu yörede İlhanlıların egemen olduğunu göstermektedir. Anadolu Beylikleri döneminde Akseki ile birlikte İbradı ve Ormana’nın da Karamanoğlu Beyliği’ne bağlı kentler arasında önemli bir yeri olduğu anlaşılmaktadır.

 
  Osmanlı Devleti kurulduktan sonra; Hamidoğulları Karaman’da patlak veren olaylar sonucunda, Seydişehir ve Beyşehir yörelerinde yönetimi sağlayamayacaklarını anlayınca, bu yöreleri Osmanlı Devletine satmışlardır. Böylece İbradı Osmanlı Devleti ile sınır komşusu oldu. Ancak, Osmanlıların Balkan Savaşı’ndaki meşguliyetinden yararlanan Karamanlılar, yörenin bir bölümünü geri aldılar. 1. Murat’ın Kosova’da şehit düşmesinden sonra, Karamanlılar Yıldırım Beyazıd’ın üzerine yürüdülerse de, başarılı olamayarak Kütahya yakınında yenildiler. Yenilerek dağılan Karaman Ordusunun yine ormanlık bölgeye doğru çekilmesi, İbradı ve Akseki yörelerinde karışıklıklara yol açtı. Daha sonra Timur’un torunu bu yöreyi, yeniden karamanlılara verdi. Çelebi Sultan Mehmet’in buraları geri alma girişiminin ardından, II. Murat döneminde, çatışmalar yeniden başladı.

   Karamanlılar, Osmanlıların baskısına dayanamayarak kaçtılar. II. Mehmet tahta çıktıktan sonra, Karamanlıların ayaklanmalarını bastırmak için, Rum Mehmet Paşa’yı gönderdi. Gedik Ahmet Paşa, Alanya, Akseki, İbradı yöresini Osmanlı topraklarına kattı. İbradı, Osmanlı yönetiminde Akseki ile birlikte Karaman Sancağı’na bağlandı. Fakat Kıbrıs’ın alınmasından sonra, kıyıya yakınlığı göz önünde tutularak Akseki ile birlikte Kıbrıs’a bağlandı. Cumhuriyet devrinde Akseki ilçesine bağlı bir nahiye merkezi olan lbradı, 1990 yılında İlçe olmuştur 
Evliya Çelebi Seyahatnamesinde (17. yy) ise İbradı dan oldukça mamur ve çok mühim bir belde olarak söz edilmektedir. İlçenin adı, bu devirde Alaiye’ye bağlı “Kaza-i İbradı” olarak geçmektedir.

 
   İbradı, ilim adamı ve kadı yetiştirmekte ünlüdür. İbradı, ayrıca askeri, ticari, iktisadi ve fenni sahada bir çok adam yetiştirmiştir. Kadı Abdurrahman Paşa, Ali Surun Paşa, Hakkı Paşa, Ali Ataışık, Necati Bey, Fenit Bey, Oruç Ali, Sadık Minkari, Ali Şevki, Mehmet Sadık, Prof. Dr. Muammer Aksoy bunlar arasında en ünlüleridir. İbradı folklorik çeşitlilik yönünden de çok zengindir. Yöreye has türküleri ve oyunları etkileyicidir. 


TARİHTEN BİR KESİT: KADI ABDURRAHMAN PAŞANIN İBRADI DA ÖLDÜRÜLMESİ

Alemdarın ölümü ve yeniçerilerin üstünlüğü üzerine, Nizam-ı cedit teşkilatına memur olan lbradılı Kadı Abdurrahman Paşa askeriyle oturduğu Selimiye Kışlası’ndan bir kömürcü kayığına binerek Gemliğe kaçmış ve oradan Kütahya ve sonra yanında Alaiye ve Beyşehri sancakları vergi toplamaktan sorumlu memuru oğlu Abdullah Paşa ve büyük oğlu medrese Hocası Mehmet Bey olduğu halde İbradı’daki evine sığınmıştı. Kapukulu askerlerinin ısrarı üzerine Kadı Paşanın diri veya ölü elde edilmesi için bir ferman çıkarılmıştı. Bu fermanın gereği için Teke vergi memuru Kapıcıbaşı Hacı Mehmet Ağaya görev verilmişti. 

Hacı Mehmet Ağa Antalya yöresinden topladığı on bin kadar yeniçeri ile İbradı’yı bastı. Kadı Paşa İbradı’ya beş saat mesafede bulunan Zilan Köyü dağlarına kaçmışsa da, tutularak İbradı kasabasında medrese Çarşısındaki konağında 10 Z. 1223 tarihinde boğdurulmuş ve Abdullah Paşa ile Medrese Hocası Mehmet Beyin idamları hakkında ferman yok iken Tekeli oğlu Hacı Mehmet Ağanın oğlu İbrahim Bey, Abdullah Paşa ile dargın olduğundan 22 Z. 1223 te Abdullah Paşa ve bir gün sonra Mehmet Bey idam edilmiştir. Bu üç kişinin kabirleri Ibradı Mezarlığındadır.
Kadı Paşanın idamı devlet tarafından aslında istenmediği için ikinci Mahmut Hacı Mehmet Ağa’ya çok kızmıştır. Bu sırada Hacı Mehmet ölmüş ve yerine oğlu Ibrahim Bey geçmiştir. Kadı Paşadan arta kalan malları ve sahip olduğu kıymetli eşyaları Ibrahim Beyden istenilmişse de vermemekte ısrar ederek Sultana sert cevap verince, asker sevk edilerek Antalya kalesi, Cevdet Tarihinin rivayetine göre, 29 ay karadan ve denizden kuşatmadan sonra kale alınmış ve Ibrahim Bey idam edilerek evlat ve akrabaları Selanik’e sürgün edilmişlerdir.

GÖRÜLECEK YERLER

İBRADI EVLERİ: İbradı, güzel evleri ve konakları ile ünlüdür. 1889 yılında meydana gelen yangında evlerin hemen tümü yanmış olmasına rağmen yangın sonrası yaptırılan evler ve konaklar ilgi çekicidir. Bu evlerin duvarları, taş malzeme ile örülmüş, aralarına ise ahşap hatıllar (piştuvan) konulmuştur. Binaların üst katları ise araları sıva ile doldurulmuş ahşap yapılıdır. Evlerin pencerelerinde, kapılarında ve oda tavanlarında çeşitli tahtadan oyma süslemeler bulunmaktadır. 

İBRADİ MEZARLIĞI: Kentin girişinde yer alan lbradı Mezarlığında Kadı Abdurahman Paşa’nın ve ailesinin mezarları var. Baş uçlarındaki süslü mezar taşlarında aşağıdaki yazıtlar okunuyor:
Hüvel hallakulbaki. El merhunı yel mağfur. Elmuhtaç ila rahmeti rabbihil gafur. Sabikan Anadolu Valisi iken maktulen vefat eden Kadı Abdurrahman Paşa ruhiçün fatiha. 10 Z. 1223. Diğer taşta Hüvelbaki. Ya İlahi ol mubarek ismi pakin izzeti Hem Resulün arı a/em şahı kevneyn hürmeti. Eyle kabrim revzai cennet ya ilahel alemin. Gece gündüz eylesinler hun gilman hidmeti. Merhum Kadı Abdurrahman Paşa Zade.
Maktulen vefat eden merhum. Seyid Mehmet Bey ruhiçün Fatiha. 22 7.1223. üçüncü taşta ayni ibare ve Abdül/ah Paşa 22. 7. 1223 yazılıdır. 

ANITSAL KESTANE AĞACI: İbradı Mezarlığının kuzeyinde çevresi 17 m olan bu ağaç hemen hemen 900 yıllıktır.

ÇUKURVIRAN MEZAR ANITI: Maşat yakınındaki Çukurviran’da etrafı dağlarla çevrili Çukurviran Köyünün ortasındaki alçakça bir tepe üzerinde mezar anıtı, girişi ve mezarın yer alan bölüm bugün de görülebiliyor. Yapı taşlarından bu anıt mezarın 5 sonra 1-2 yy’da yapıldığı tahmin ediliyor.
ERYMNA: Ormana köyü ile Unulla köyü arasındaki bir tepe üzerinde Erymna kenti kalıntıları yer alır. Burada kente ait çeşitli kule ve kale kalıntıları dikkat çekicidir. İvgal köyü yakınlarındaki ETENNA ve Gödene’deki GOTENNA antik kentleri hakkında yeterli bilgi yoktur. Çukurviran, Soğukoluk ve Kayadibi yörelerinde görülen Greklere ait taş yapılar, Eynif-Kesikbeli yolu üzerinde yer alan ve bir Selçuk eseri olan Bahadıroğlu Pınarı ile yine lbradı yöresindeki Kargı Hanı, Koca Oluk Han ilçenin görülecek yerleri arasındadır.


KARGI HANI: Eskiden antik devir insanlarının olduğu gibi Selçuklular ve Osmanlıların da Antalya- Konya arasında kullandıkları en kısa yol olan ve Kesikbeli’nden geçen Antalya-Beyşehir-Konya yolu üzerinde Kesikbeli dibinde Kargı Hanı vardır. 50 x 46 metre büyüklüğündeki hanın ortadaki avlusunun etrafına dizilmiş odalar vardır. Her odanın tavanında bir pencere bulunmaktadır. Kapının tam karşısına gelen cephede taştan oyulmuş taştan hayvan yemlikleri vardır. Yazıtı bulunmayan bu han oldukça harap durumdadır.
TOL HANI: Eynif Ovasının doğusunda yer alan bu han oldukça yıkık durumdadır. Hana ait bir yazıt bulunamadığı için yapılış tarihi hakkında bilgi yoktur. 


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam3
Toplam Ziyaret97276
Aspendos Anfi Teater
Aspendos Teater
Reklam
Dincer Ertekin

 Hayatta herşeyi başarabilirsin,Ama her başarının'da bir bedeli vardır,Bu bedelin hesabını vermeye hazırmısın?

unutmadıklarımız
günlük burç
Site Yazarları
  

 Site :Editörü     Adem Şahin 

   

 Haber Yazı: 

Ünal Şahin

   

Nostaji Yazar:

 Dinçer Ertekin

   

(Araştırmacı yazar) Editörü: Muhammed TANDOĞAN